EMR-İ Bİ'L-MARUF

SÖĞÜT/BİLECİK EMR-İ Bİ’L-MARUF ZİYARETLERİ

Âlem-i İslam İlim ve Hizmet Derneği olarak aylık yaptığımız emr-i bi’l-maruf seferlerinin Şubat/2019 durağı, Bilecik ilinin Söğüt ilçesi oldu. Devlet-i Âliye’nin temellerinin atıldığı bu mübarek beldedeki türbeleri ziyaret ettik; insanlarla dini/manevi konularda hasbihal ettik.

ŞEYH EDEBÂLİ HAZRETLERİ

Seferimizin ilk durağı, Osmanlı Devletinin manevi kurucusu, Osman Gazi’nin hocası ve kayınpederi olan Şeyh Edebâli’nin kabri oldu.

Aslen Karamanlı olan Şeyh Edebâli’nin ilk hocası, bir hanefî fakihi olan Necmüddîn ez-Zahidî’dir. Ez-Zahidî’de temel eğitimini alan Şeyh Edebâli daha fazla ilim tahsil etmek için Şam’a gitmiş ve dönemin meşhur alimlerinden dersler almıştır.

Şeyh Edebâli, tefsir, hadis ve fıkıh alanında yeterli düzeyde ilim tahsil ettikten sonra Eskişehir civarında bir köye yerleşti. Kendi yaptırdığı tekkede talebe yetiştirmeye ve halkı irşad etmeye başladı. Bilecik’te yaptırdığı dergah, Osmanlı Devletinin kurucusu olan Osman Gazi’nin sık sık ziyaret ettiği bir mekandı.

Kurduğu dergahlarda birçok talebe yetiştiren Şeyh Edebâli’nin gözde iki talebesi vardı: Osman Gazi ve Dursun. Bu iki talebe daha sonra hocalarının kızlarıyla evlenerek birbirlerine bacanak olmuşlar ve Osmanlı’nın kuruluşunda beraber çalışmışlardır.

 

Rivayete göre Osman Gazi bir gece Şeyh Edebâli’nin evinde misafir olmuş; kendisine tahsis edilen odanın rafındaki Kur’an-ı Kerim’e hürmeten gece boyunca ayaklarını uzatıp yatmamıştır. Gece bir vakit oturduğu yerde kendinden geçen Osman Gazi rüyasında Şeyh Edebâli’nin göğsünden bir ayın çıkıp kendi göğsüne girdiğini ve göğsünden bir büyük ağaç çıkıp dallarının âlemi kapladığını, altından birçok nehirlerin çıkıp insanların bu sulardan geçtiklerini görmüştür. Sabah rüyasını anlatmış ve Şeyh Edebâli bu rüyayı şöyle tabir etmiştir:

“Sen, Ertuğrul Gazi oğlu Osman, babandan sonra bey olacaksın. Kızım Malhun Hatun ile evleneceksin. Benden çıkıp sana gelen nur budur. Sizin soyunuzdan nice padişahlar gelecek ve nice devletleri bir çatı altında toplayacaklar, Allah nice insanın İslam’a kavuşmasına senin soyunu vesile edecektir.”[1]

Şeyh Edebali’nin’damadı olan Osman Gazi’nin şöyle nasihat ettiği rivayet edilmektedir.

Ey oğul!

Beysin!

Bundan sonra öfke bize; uysallık sana!

Güceniklik bize; gönül almak sana!


Suçlamak bize; katlanmak sana!

Acizlik bize, yanılgı bize, hoş görmek sana

Geçimsizlikler, çatışmalar, anlaşmazlıklar bize, adalet sana

Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize, bağışlama sana!

 

Ey oğul!

Bundan sonra bölmek bize, bütünlemek sana!

Üşengeçlik bize, uyarmak, gayretlendirmek sana!

 

Ey oğul!

Sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz!

Şunu da unutma: İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın.

 

Ey oğul!

Yükün ağır, işin çetin, gücün kıl’a bağlı

Allah-ü Teâlâ yardımcın olsun![2]

 

Uzun bir ömür süren Şeyh Edebâli, 120 yaşlarında Bilecik’te vefat etmiş, dergâhının zikir odasına gömülmüştür.

DURSUN FAKİH

Söğüt seferimizde ikinci durağımız Osman Gazi adına ilk hutbeyi okuyan Dursun Fakih’in kabri oldu. Seferimiz esnasında Efendi Hazretlerimiz (kuddise sirruhu)’nun da Dursun Fakih’in kabrini ziyaret ettiği ve “Bu zatı çok seviyorum.” buyurduğunu öğrendik.

Hayatı hakkında fazla malumat bulunmayan Dursun Fakih, aslen Karamanlı olup Şeyh Edebâli’nin gözde talebelerinden biridir. Aynı zamanda Osman Gazi ile bacanak olan Dursun Fakih, Osmanlı Devletinin ilk Şeyhü’l-İslam’ı sayılabilir.

İlminin yanında mücahit kimliği de olan Dursun Fakih, Osman Gazi ile birlikte savaşlara katılır ve gazilere imamlık yapardı. Karacahisar’ın fethinden sonra Osman Gazi tarafından şehrin kadılığına ve kiliseden çevrilen caminin imamlığına getirildi. Burada Osman Gazi adına ilk cuma hutbesini okudu. Kaynaklara göre bu hutbe Osmanlılar’ın istiklâl alâmeti olarak okunan ilk hutbedir.[3]

ERTUĞRUL GAZİ

Söğüt seferinde üçüncü durağımız Osmanlı Devletinin kurucusu olan Osman Gazi’nin babası Ertuğrul Gazi’nin kabri oldu. Oğuzların Kayı boyundan olan Ertuğrul Gazi, Moğol saldırıları üzerine ağabeyleri Sungur Tegin ve Gündoğdu’nun Ahlat’a geri dönmelerine rağmen kardeşi Dündar Bey ile beraber batıya doğru hareket etti.

Ertuğrul Bey, Selçuklu Sultanları tarafından desteklendi ve Söğüt kendisine bırakıldı. Bölgede yaşayan Hristiyanlarla cenk ederek bölgesinde yurt tutan Ertuğrul Gazi, 1288 yılında Söğüt’te vefat etti.

Ertuğrul Gazi’nin kabri Söğüt ilinin 1 km kadar doğusunda yer almakta ve insanlar tarafından sıklıkla ziyaret edilmektedir. Her yıl çevresinde Ertuğrul Gazi’yi anma programları düzenlenen kabirde, 7 Mayıs 2017 tarihinden itibaren geleneksel alp kıyafeti giyen askerler tarafından  saygı nöbeti tutulmaya başlanmıştır.

SÖĞÜT’TE EMR-İ Bİ’L-MARUF ZİYARETLERİ

Yaptığımız ziyaretlerden sonra öğle namazını Söğüt’ün merkezindeki Çelebi Sultan Mehmet Camii’nde eda ettik. Namaz sonrası misafirlere yoğun ilgi gösteren cemaatle tanıştık ve ayak üstü sohbet ettik.

Daha sonra Söğüt’te yaşayan Müslümanları ziyaret etmeye ve kendileriyle hasbihal etmeye başladık.

Emr-i bi’l-maruf kapsamında insanların Pazar günleri kalabalık olarak bulunduğu kıraathaneler ziyaret edildi.

Söğüt’te yaşayan ihvanımızın yönlendirmeleriyle kısa zamanda neredeyse tüm Söğüt dolaşıldı, karşılaşılan bütün insanlarla hasbihal edildi.

Kısa sürede tamamladığımız ziyaretlerden sonra Arifan Derneği bünyesinde hizmet eden Adil DAL hocamızı ziyaret ettik ve Söğüt’ten ayrıldık.


Türkiye’nin tüm illerinde ifa etmeyi hayal ettiğimiz bu hizmetleri desteklemek ister misiniz?

İRTİBAT:

Tarık ÖZKAN

0 (537) 693 85 56

Hesap Bilgileri:

Kuveyttürk Sultançiftliği Şube

ALEMİ İSLAM İLİM VE HİZMET DERNEĞİ

Hesap Numarası: 95115505-01

IBAN: TR75 0020 5000 0951 1550 5000 01


[1] Ahmet ŞİMŞİRGİL, Kayı 1: Ertuğrul’un Ocağı

[2] Söğüt’te bulunan öğüt mektubu levhası

[3] Hasan AKSOY, Dursun Fakih, DİA.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir