Sirâcü’l-Müttakîn

PEYGAMBER SEVGİSİ

SİRÂCÜ’L-MÜTTAKÎN 8. ve 9. HADİS-İ ŞERİFLER

 

عَنْ أبِي هُرَيْرَةَ رَضِي الله عَنهُ: أنَّ رَسُول الله صلى الله عَلَيْهِ وَسلم قالَ: فَوَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَا يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى أَكُونَ أحَبَّ إِلَيْهِ مِنْ وَالِدِهِ وَوَلَدِهِ

 

Ebû Hureyre (radıyallahu anh)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Nefsim yed-i kudretinde olan Allah’a yemin olsun ki hiçbiriniz, ben, kendisine babasından da, evladından da daha sevgili olmadıkça (kâmil manada) iman etmiş olmaz.”[1]

 

Yedullah (Yed)

Ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerde geçen “yed” ifadesi müteşabihattan yani manası insanlar tarafından bilinmeyen ifadelerdendir. “Yed” kelimesinin lügat manası, eldir. Allah Teala için, bir organ olan el düşünülemeyeceği için bu kelimeye lügat manası vermek doğru olmayacaktır. Bu ve bunun gibi lügat manası Allah (celle celalühü) hakkında düşünülemeyecek olan kelimeler hakkında ulema iki sınıfa ayrılmıştır. Bir grup, bu kelimelere mana vermemiş, manası Allah’ın murad ettiğidir, biz bilemeyiz demişlerdir. İkinci bir grup ise bu tür ifadeleri Allah (celle celalühü) hakkında kullanılabilecek sahih olacağı bir manaya tevil etmişlerdir. Mesela “yed” lafzını “Allah’ın kudreti” veya “kudret eli” olarak anlamışlardır.

 

Peygamber Sevgisi

Allah’ı (celle celalühü) her şeyden; Hazreti Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’i de tüm mahlûkattan daha fazla sevmek, İslam’ın asıllarından bir asıldır. Müslüman, dinini, o dinin sahibi olan Allah’ı ve o dinin ilk muallimi olan Peygamberi her şeyden ve herkesten fazla seven kişidir.

Peygamber sevgisinin alameti, Peygambere ittiba‘ etmektir. Zira Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “(Ey Peygamber!) De ki: ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.’”[2] Peygamber sevgisi iddiasındaki kişi, onun ahlakıyla ahlaklanmalı; elinden geldiğince yaşantısını Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) yaşantısına benzetmelidir.

Mevla Teâlâ, Peygamber sevgisi hususunda başka bir ayet-i kerimede şöyle buyurmaktadır: “Peygamber, mü’minlere kendi canlarından daha önce gelir. Onun eşleri de mü’minlerin analarıdır.”[3]

 

Şimdi Sevdim Ya Rasulallah!

Hazreti Ömer (radıyallahu anh) Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) bu hadis-i şerifini duyduğunda, “Ya Rasulallah! Sen bana nefsimden başka her şeyden daha sevgilisin.” dedi. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), “Ya Ömer! Nefsinden de daha sevgili olmalıyım. (Öyle olmadıkça kemale ermiş olmazsın.)” buyurdu. Bunun üzerine Hazreti Ömer: “Nefsimden de (sevgilisin).” deyince Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem): “İşte şimdi oldu!” buyurmuştur.[4]

 

 

عَنْ أنَسٍ عَنِ النَّبي صلى الله عَلَيْهِ وَسلم قالَ: ثَلَاثٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ وَجَدَ حَلاَوَةَ الْإِيمَانِ أنْ يَكُونَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِمَّا سِوَاهُمَا وَأَنْ يُحِبَّ الْمَرَءَ لاَ يُحِبُّهُ إلَّا لِلَّهِ وَأنْ يَكَرَهَ أنْ يَعُودَ فِي الْكُفْرِ كَمَا يَكَرَهُ أَنْ يُقْذَفَ فِي النَّارِ

 

Enes b. Malik (radıyallahu anh)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Üç haslet vardır ki, kimde bulunursa o kişi imanın tadını alır:

  1. Allah’ın (celle celalühü) ve Rasulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) o kişiye herkesten daha sevgili olması.

  2. Sevdiği kimseyi yalnızca Allah için sevmesi.

  3. İmandan küfre dönmeyi ateşe atılmak gibi kötü görmesi.”[5]

 

İmanın tadı, ibadetlerden duyulan lezzet ve İslam’ın emirlerini yerine getirmek hususunda başa gelen meşakkatlerin kula kolay gelmesidir.

 

Allah (celle celalühü) Sevgisi

Allah’ı (celle celalühü) sevmek farz ve mendub olmak üzere iki kısımdır. Farz olan sevgi, kişiyi, Allah’ın emirlerini tutmaya; yasaklarından da kaçınmaya sevk eden sevgidir. Kulun haramlarla meşgul olması veya Allah’ın emrettiği şeyleri yerine getirmemesi sevgisinin eksikliğindendir. Kul, Allah’ın sevgisini terk ettiği miktarda nefsinin hevasını sever. Nefse karşı sevgi de kişiyi gaflete ve dalalete sürükler.

Mendub olan Allah sevgisi ise kişiyi nafilelere devama ve şüphelilerden sakınmaya sevk eder. Kulun Allah’a (celle celalühü) karşı olan sevgisi tam olduğunda, onun emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından kaçmak hususunda nefsinde hiçbir zorluk hissetmez. İşte bu hal de kişiye imanın lezzetini tattırır.

Bu hadis-i şerifin manası, Kur’an-ı Kerim’de şöyle ifade edilmiştir: “De ki: ‘Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan, peygamberinden ve O’nun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah, fasık topluluğu doğru yola erdirmez.’”[6] Allah (celle celalühü) insanların dünya nimetlerinden sevebilecekleri şeyleri sıralamış; Allah ve Rasulü’nü bunlardan daha fazla sevenleri gizli bir şeyle tehdit etmiştir.


[1] Buhârî, İmân, 7; Müslim, İmân, 44

[2] Âl-i İmrân Sûresi, 31

[3] Ahzap Sûresi, 6

[4] Buhârî, Eymân, 2

[5] Buhârî, İmân, 8; Müslim, İmân, 43

[6] Tevbe Sûresi, 24

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir