• Abdest

    ABDEST NE DEMEKTİR?

    Farsça bir kelime olan abdest, el suyu manasına gelmektedir. Arapça karşılığı ise temizlik manasına gelen “vuzu” kelimesidir. Abdest, yıkama ve mesh etme olmak üzere iki hususu şamildir. Bir uzvu yıkamak, suyu o uzuv üzerinde akıtmaktır. Mesh etmek ise suyu mesh bölgesine ulaştırmaktır.[1] [1] Alauddin es-Semerkandî, Tuhfetü’l-Fukahâ, Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 2009, 1/8

  • Abdest

    ABDESTİN FARZLARI NELERDİR?

    Abdestin farzı dört tanedir. Birincisi, Mevla Teâlâ’nın “Yüzlerinizi yıkayın!”[1] emrinden dolayı yüzü yıkamaktır. Yüzün sınırı, uzunlamasına, saçların bittiği yerden çenenin altına kadar olan kısımdır. Enlemesine ise kulak memelerinin arasında kalan bölümdür. Yüz, “İnsanın yüzüne bakıldığında görünen yer” olarak da tarif edilmiştir. Yüzünde sakal olmayan kimsenin tarif etmiş olduğumuz aralığın tamamını yıkaması gerekmektedir. Sakallı olan kimse için iki durum söz konusudur. Şayet sakalı kısaysa ve bakıldığında dipleri görünüyorsa sakalın dibine suyu ulaştırması farzdır. Ancak yüzü görünmeyecek kadar sakallı olan kimselerin sakalın dibine suyu ulaştırmasına gerek yoktur. Sakalın görünen kısmını yıkamaları yeterlidir. Çeneden aşağı sarkan sakalı yıkamak hiçbir durumda farz değildir. Zira çenenin altı yüz tarifinin dışındadır. [2] Favori diye tabir edilen…

  • Temizlik

    TAHARETİN FARZ OLDUĞUNUN DELİLLERİ NELERDİR?

    Taharetin farz olduğunun delillerini kitap, sünnet ve icmada bulmak mümkündür. Kitaptan olan delillere gelince Mevla Teâlâ’nın şu ayet-i kerimeleridir: ﴾يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا قُمْتُمْ اِلَى الصَّلٰوةِ فَاغْسِلُوا وُجُوهَكُمْ وَاَيْدِيَكُمْ اِلَى الْمَرَافِقِ وَامْسَحُوا بِرُؤُ۫سِكُمْ وَاَرْجُلَكُمْ اِلَى الْكَعْبَيْنِۜ﴿ “Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi yıkayın; başlarınızı meshedin, ayaklarınızı da topuk kemiklerine kadar (yıkayın). Eğer cünüp olursanız temizlenin.”[1] ﴾وَعَهِدْنَٓا اِلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْمٰع۪يلَ اَنْ طَهِّرَا بَيْتِيَ لِلطَّٓائِف۪ينَ وَالْعَاكِف۪ينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ﴿ “İbrâhim ve İsmâil’e de, “Tavaf edecekler için, ibadete kapanacaklar, rükû ve secde edecekler için evimi temiz tutun” diye tâlimat verdik.”[2] ﴾وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْۙ﴿ “Elbiseni tertemiz tut.”[3]   Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sünnetlerinden olan delillere gelince şu hadis-i şeriflerdir:…

  • Temizlik

    TAHARET NE DEMEKTİR KAÇ KISIMDIR?

    Temizlik manasına gelen taharet namazın caiz olmasının şartıdır; hakiki ve hükmi taharet olmak üzere ikiye ayrılır. Hakiki taharet, hakiki necasetten yani pislikten temizlenmektir. Hakiki taharet de; beden, mekân ve elbise temizliği olarak üç kısma ayrılır. Hükmi taharet, hükmi necasetten temizlenmektir. Bu da abdest ve gusül olmak üzere ikiye ayrılır.[1] [1] Alauddin es-Semerkandî, Tuhfetü’l-Fukahâ, Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 2009, 1/7

  • Sular

    KENDİSİYLE ABDEST ALINABİLECEK SULAR KAÇ KISIMDIR?

    Temizlik manasına gelen taharet namazın caiz olmasının şartıdır; hakiki ve hükmi taharet olmak üzere ikiye ayrılır. Hakiki taharet, hakiki necasetten yani pislikten temizlenmektir. Hakiki taharet de; beden, mekân ve elbise temizliği olarak üç kısma ayrılır. Hükmi taharet, hükmi necasetten temizlenmektir. Bu da abdest ve gusül olmak üzere ikiye ayrılır.[1] [1] Alauddin es-Semerkandî, Tuhfetü’l-Fukahâ, Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 2009, 1/7

  • Genel

    İMAM BUHÂRÎ MEDRESESİ

    Hadis-i Şerif Kitapları ve Sahih-i Buhârî Tarih boyunca Müslümanlar, Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’den rivayet edilen hadis-i şerifleri öğrenmeye ve ezberlemeye ihtimam göstermişler; bu maksadı gerçekleştirmek için Dâru’l-Hadîs adında hadis-i şerif medreseleri kurmuşlardır. Bu medreselerde okutulan kitaplardan İmam Buhârî’nin, sahih hadis-i şerifleri topladığı Câmiu’s-Sahîh isimli eseri, hadis metinleri arasında müstesna bir yere sahiptir. Ümmetin tamamı tarafından en sahih eser olarak kabul edilen Sahih-i Buhârî, Kur’an-ı Kerim gibi, hatimleri yapılan bir kitap haline gelmiştir. Ecdadımız Osmanlı, önemli işlere başlamadan önce Buhârî hatmi yapmayı bir adet haline getirmişti. Öyle ki, Birinci Meclis, Kur’an-ı Kerim ve Buhârî hatmi sonrası yapılan dualarla açılmıştır. Yine Çanakkale Savaşları sırasında da Buhârî hatimleri yapıldığı, kitaplarda mezkûrdur. Günümüzde…

  • GÜNCEL

    CAHİLİYENİN KARANLIĞINDAN VAHYİN NURUNA

    Giriş “Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz.”[1] buyuran Rabbimize (celle celalühü) sonsuz hamd-ü senalar olsun. Onun sevgili Peygamberi Muhammed Mustafa’ya salat ve selam olsun. Önceki iki yazımızda, İslam öncesi dünya toplumlarında ve özellikle cahiliye döneminde Arap toplumunda kadının durumundan bahsetmiştik. Bu yazımızda, İslam ile kadınların hayatlarında değişenlerden; kısaca İslam dininin kadınlara sağladığı haklardan bahsedeceğiz.   Diri Diri Gömülmekten, Ayağına Cennet Serilmeye Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Peygamber olarak gönderildiği kavim, kız çocukları olmasından utanan; doğan kız çocuklarını diri diri toprağa gömen bir kavimdi. İslam’ın, 23 sene zarfında bu insanların hayatlarını ne derece değiştirdiğini anlamak için şu hadis-i şerife bakmak yeterlidir: “Talha b. Muaviye…

  • GÜNCEL

    MODERN UHUD SAVAŞI

    İslam’ın bidayetinden beri nice azları nice çoklara galip kılan Allah’a hamd ederiz. Dünya’da da, ahirette de izzetin Allah’ın davasına hizmet etmekte olduğunu bizlere öğreten Muhammed Mustafa’ya salat ve selam olsun.   Uhud Savaşı Sahabe-i Kiram, Bedir Savaşı’ndan sonra Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in -savunma savaşı yapalım- görüşüne uygun hareket etmeyip bir meydan muharebesi için Uhud dağının eteklerinde müşriklerle karşı karşıya geldiler. Başlangıcında Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in görüşüne uygun olarak başlamayan harp, bir grup sahabînin ‘Okçular Tepesi’ni yani Peygamber buyruğunu terk etmeleriyle devam etti. Bunun neticesi olarak da Uhud Savaşı, müşriklerin ‘kazandık’ demelerine rağmen tarafların zafer kazanamamaları ile sonuçlandı. Tabi ki kazanamamak, Müslümanlar için bir kayıptı… Ve Rabbimiz şöyle buyurdu:…

  • Sirâcü’l-Müttakîn

    Allah’tan En Çok Korkanınız Benim!

    Allahtan En Çok Korkanınız Benim SİRÂCÜ’L-MÜTTAKÎN 12. HADİS-İ ŞERİF   عنْ عائِشَةَ قالتْ: كانَ رسولُ اللَّهِ صلى الله عَلَيْهِ وَسلم إذَا أَمَرَهُمْ أمَرَهُمْ مِنَ الأَعْمَالِ بِما يُطِيقُونَ، قَالُوا: «إنَّا لسْنَا كَهْيَئتِكَ يَا رسولَ اللَّهِ إنّ اللَّهَ قَدْ غَفَرَ لَكَ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِكَ وَمَا تَأخَّرَ» فَيَغْضَبُ حَتى يُعْرَفَ الغَضَبُ فِي وجْهِهِ ثمَّ يَقُول:ُ إنَّ أَتْقاكُمْ وأَعْلَمَكُمْ باللَّهِ أَنَا   Hz. Aişe (radıyallahu anha) şöyle demiştir: “Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) insanlara amellerden herhangi bir şey emredeceği zaman, güçleri yetecek (o amele devam edebilecekleri) şeyleri emrederdi. İnsanlar: “Biz senin gibi değiliz ya Rasulallah! Allah (celle celalühü) senin gelmiş geçmiş tüm günahlarını (günahın olmadığı halde) affetti. (Yani biz senden daha fazla amel…

  • Genel

    CAHİLİYENİN KARANLIĞINDA ‘KADIN’ OLMAK

    Bizleri küfrün karanlıklarından kurtarmak için Peygamber gönderip kitabı ve sünneti öğreten Rabbimize sonsuz hamd-ü senalar olsun! Mü’minlere canlarından daha sevgili olan Muhammed Mustafa’ya mahlûkat adedince salat ve selam olsun! Yahudi ve Hristiyanların; Felsefecilerin; Yunan, Çin ve Roma imparatorluklarının kadına bakışı konusuyla başlamış olduğumuz yazı dizisine, ‘Cahiliye Döneminde Kadın Olmak’ bahsiyle devam ediyoruz. Bu bahsi ve ‘Asr-ı Saadet’te Kadın’ bahsini tamamladığımızda, İslam’ın kadın hakları hususundaki devrimini daha iyi anlayabileceğiz. Rabbimiz bu meseleleri rızasına uygun olarak ifade edebilmeyi bizlere nasip eylesin! Âmin! Cahiliye; ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerde Arapların İslâm’dan önceki inanç, tutum ve davranışları manasında kullanılmış bir kelimedir.[1] Dolayısıyla Arapların İslam’dan önceki dönemine ‘Cahiliye devri’ denilmiştir. Cahiliye devri, Arapların cahillik, zorbalık…