Sirâcü’l-Müttakîn

İMANIN ŞUBELERİ

SİRÂCÜ’L-MÜTTAKÎN 3. HADİS-İ ŞERİF

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: الإِيمَانُ بِضْعٌ وَسِتُّونَ شُعْبَةً، وَالحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ الإِيمَانِ

Ebû Hureyre (radıyallahu anh)’dan rivayet edildiğine göre Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “İman, altmış küsur şubedir. Hayâ da imandan bir şubedir.”[1]

Ebû Hureyre

Ebû Hureyre’nin ismi Cahiliye devrinde Abdüşems veya Abdüamr idi. İslam ile müşerref olduktan sonra ismi Abdurrahman oldu. Ebû Hureyre (radıyallahu anh) Hayber’in fethi (H. 7) yılında Müslüman oldu ve Hayber’in fethine Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ile beraber katıldı. Müslüman olduktan sonra da açlığa ve yokluğa sabrederek sürekli Rasulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yanında bulundu. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) nereye gitse onunla beraber giderdi. Böylece sahabe-i kiram içerisinde en çok hadis ezberleyenlerden biri oldu. 800’den fazla sahabe ve tabiin Ebû Hureyre’den hadis-i şerif dinledi. Ebû Hureyre’den (radıyallahu anh) bize, 5346 hadis-i şerif ulaşmıştır.

Hureyre, ‘Hirra’ kelimesinin ism-i tasğiridir ve ‘kedicik’ demektir. İbn Abdilberr konuyla alakalı Ebû Hureyre’den şunu rivayet etmiştir: “Kolumun yeninde kedi bulunduğu bir sırada Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) beni gördü ve ‘Bu nedir?’ diye sordu. Ben ‘kedi’ deyince, Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bana ‘Ya Ebâ Hureyre’ diye hitap etti.

Ebû Hureyre, hicretin elli dokuzuncu senesinde Medine-i Münevvere yakınlarında vefat etti ve Cennetü’l-Baki‘ kabristanlığına defnedildi.

İman Nedir?

İman, tasdik ve ikrardır. Yani kalbin kabul ettiğini dil ile ifade etmekten ibarettir. “İman, altmış küsur şubedir.” cümlesindeki iman ile kastedilen imanın levazımları yani gereklilikleridir. Bu hadis-i şerifi delil alan bazıları, iman: “Tasdik, ikrar ve ameldir.” demişler ve ameli imanın bir cüzü olarak kabul etmişlerdir. Hâlbuki bu görüş yanlıştır. Burada ifade edilenler imanın parçaları değil, gereklilikleridir.

‘Küsur’ kelimesiyle tercüme ettiğimiz ‘Bid‘’ ifadesi, üçten ona kadar olan sayılara kullanılmaktadır. ‘Altmış küsur şube’ ifadesi bazı rivayetlerde ‘yetmiş küsur şube’ olarak ifade edilmiştir. Buhârî ‘altmış küsur şube’ olarak rivayet etmiştir, tercih edilen de budur.  Ulema, ‘Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bir defasında altmış küsur, başka bir defasında yetmiş küsur olarak ifade etmiş olabilir.’ de demişlerdir.

Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bu hadis-i şerifte imanı, dalları olan bir ağaca benzetmiştir. Kur’an-ı Kerim’de geçen “Görmedin mi, Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi? (Güzel bir söz), kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir.”[2] ayet-i kerimesindeki güzel kelimeyle kastedilen de imandır. Yani iman, kökleri kalpte sabit olan ve ferleri olan ameller semaya yükselen bir ağaç gibidir.

Alimlerden bazıları, hadis-i şerifte geçen iman şubelerini içtihatlarıyla tespit etmeye çalışmışlardır. İbn Hacer (rahimehullah) Buhârî şerhinde bu şubeleri şöyle tespit etmiştir:

  1. Allah’a (celle celalühü) iman etmek.
  2. Allah’ın (celle celalühü) sıfatlarına iman etmek.
  3. Allah’tan (celle celalühü) başka her şeyin sonradan yaratıldığına iman etmek.
  4. Allah’ın (celle celalühü) meleklerine iman etmek.
  5. Allah’ın (celle celalühü) kitaplarına iman etmek.
  6. Allah’ın (celle celalühü) peygamberlerine iman etmek.
  7. Kadere iman etmek.
  8. Ahiret gününe iman etmek.
  9. Allah’ı (celle celalühü) sevmek
  10. Sevdiğini Allah (celle celalühü) için sevmek.
  11. Kızdığına Allah (celle celalühü) için kızmak.
  12. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’i sevmek.
  13. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in büyüklüğünü bilmek.
  14. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’e salat etmek.
  15. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sünnetine ittiba etmek.
  16. İhlas sahibi olmak.
  17. Riyayı terk etmek.
  18. Nifakı terk etmek.
  19. Tövbe etmek.
  20. Allah’tan (celle celalühü) korkmak.
  21. Allah’ın (celle celalühü) affını ummak.
  22. Allah’a (celle celalühü) şükretmek.
  23. Vefa sahibi olmak.
  24. Sabretmek.
  25. Allah’ın (celle celalühü) takdirine rıza göstermek.
  26. Hayâ etmek.
  27. Tevekkül etmek.
  28. Affedici olmak.
  29. Tevazu sahibi olmak.
  30. Büyüklere saygı göstermek.
  31. Küçüklere sevgi göstermek.
  32. Kibri terk etmek.
  33. Ucbu terk etmek.
  34. Hasedi ve kıskançlığı terk etmek.
  35. Kızgın olmamak.
  36. Tevhid kelimesini söylemek. (La ilâhe illallah)
  37. Kur’an-ı Kerim okumak.
  38. İlim öğrenmek ve başkalarına öğretmek.
  39. Dua etmek.
  40. Allah’ı (celle celalühü) zikretmek.
  41. Af talep etmek.
  42. Boş sözlerden kaçınmak.
  43. Kalben ve madden temiz olmak.
  44. Pis şeylerden sakınmak.
  45. Avreti örtmek.
  46. Farz ve nafile namazları eda etmek.
  47. Zekat vermek.
  48. Dünya’ya karşı soğuk olmak.
  49. Cömert olmak.
  50. Yemek yedirmek.
  51. Ziyafet vermek.
  52. Farz ve nafile oruçları tutmak.
  53. İtikafa girmek.
  54. Kadir gecesini ibadetle geçirmek.
  55. Hac yapmak.
  56. Umre yapmak.
  57. Tavaf yapmak.
  58. Dinini korumak için insanlarda uzlet etmek.
  59. Hicret etmek.
  60. Sözüne sadık olmak.
  61. İman meselelerini araştırmak.
  62. Kefaretleri yerine getirmek.
  63. Nikahla iffeti muhafaza etmek.
  64. Ailenin hakkını gözetmek.
  65. Anne babaya iyilik etmek.
  66. Evlatları terbiye etmek.
  67. Sıla-i rahim yapmak.
  68. İtaatkar olmak.
  69. İşçilere iyi davranmak.
  70. Adaletli olmak.
  71. Cemaate uymak.
  72. Devlet reisine itaat etmek.
  73. İnsanların arasını düzeltmek.
  74. İslam milletinin dışında olanlarla mücadele etmek.
  75. İyilikte yardımlaşmak.
  76. Emr-i bi’l-maruf yapmak.
  77. Nehy-i ani’l-münker yapmak.
  78. Kur’an-ı Kerim’in cezalar hususunda koymuş olduğu kanunlara uymak.
  79. Cihad etmek.
  80. Nöbet tutmak.
  81. Emaneti ehline vermek.
  82. Borcuna sadık olmak.
  83. Komşuya ikram etmek.
  84. İnsanlarla güzel geçinmek.
  85. Malını infak etmek.
  86. İsrafı terk etmek.
  87. İnsanların selamlarına karşılık vermek.
  88. Hapşırana (yerhamükallah) demek.
  89. İnsanlardan zararı gidermek.
  90. Boş işleri terk etmek.
  91. Eza veren şeyi yoldan gidermek.

Bu şubelerden bazıları bazılarının alt kategorisi olmasına rağmen biz hepsini ayrı ayrı zikrettik. Bu sebeple sayı 91e kadar çıkmış oldu.

Hayâ Nedir?

Hadis-i şerifte geçen, ‘Hayâ da imandan bir cüzdür.’ cümlesindeki ‘hayâ’: “Kişiyi imanı sebebiyle kötü fiilleri işlemekten alıkoyan ahlak” manasındadır. Yoksa insanların ayıplarının ortaya çıkmasıyla kızarıp bozarmaları manasındaki nefsî utanma duygusu demek değildir.  Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bir gün ashabına: “Allah’tan (celle celalühü) hakkıyla hayâ edin!” buyurmuştur. Sahabe-i kiram: “Biz Allah’tan hakkıyla hayâ ediyoruz ya Rasulallah!” deyince Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Bunu kastetmiyorum. Allah’tan hakkıyla hayâ etmek, başı ve onun taşıdıklarını, karnı ve karnın içindekileri (haramlardan) muhafaza etmek; ölümü ve toprakta çürümeyi hatırda tutmaktır. Ahireti dileyen, bu dünyanın süsünü terk eder. Bu söylediklerimi yerine getiren Allah’tan hakkıyla hayâ etmiş olur.”[4]


[1] Buhârî, İman, 2; İbn Mâce, İmân, 9; Ahmed b. Hanbel, 15/443, No: 9710

[2] İbrahim Sûresi, 24

[3] Aliyyü’l-Kârî, Mirkâtü’l-Mefâtîh fî Şerh-i Mişkâti’l-Mesâbîh, Dâru’l-Fikr, 2002, 1/69

[4] Tirmizî, Kıyâmet, 24; Hâkim, el-Müstedrek, 4/359, No: 7915

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir