Sirâcü’l-Müttakîn

EN HAYIRLI MÜSLÜMAN KİMDİR?

SİRÂCÜ’L-MÜTTAKÎN 4, 5 ve 6. HADİS-İ ŞERİFLER

 

عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: الْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ وَالْمُهَاجِرُ مَنْ هَجَرَ مَا نَهَى اللَّهُ عَنْهُ

Abdullah b. Amr (radıyallahu anh)’tan rivayet edildiğine göre Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Müslüman, diğer Müslümanların dilinden ve elinden emin oldukları kimsedir. Muhacir ise Allah’ın yasaklarını terk eden kimsedir.”[1]

 

عَنْ أَبِي مُوسَى رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، قَالَ: قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَيُّ الإِسْلاَمِ أَفْضَلُ؟ قَالَ: مَنْ سَلِمَ المـمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ، وَيَدِهِ

Ebû Musa el-Eşârî (radıyallahu anh)’tan rivayet edilmiştir: “İnsanlar: ‘Ey Allah’ın Rasulü! İslam’ın en faziletli ameli nedir?’ diye sorduklarında Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: ‘Müslümanların, dilinden ve elinden emin oldukları kimse(nin amelidir.)’[2]

 

عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا، أَنَّ رَجُلًا سَأَلَ النَّبِيَّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَيُّ الإِسْلاَمِ خَيْرٌ؟ قَالَ: تُطْعِمُ الطَّعَامَ، وَتَقْرَأُ السَّلاَمَ عَلَى مَنْ عَرَفْتَ وَمَنْ لَمْ تَعْرِفْ

Abdullah b. Amr (radıyallahu anh)’tan rivayet edildiğine göre bir adam Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’e gelip “İslam’ın en hayırlı (ameli) nedir?” diye sorduğunda Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem): “Yemek yedirmen ve tanıyıp tanımadığın herkese selam vermendir.” buyurmuştur.[3]

 

Abdullah b. Amr (radıyallahu anhuma)

Abdullah b. Amr (radıyallahu anhuma), Mısır fatihi ve valisi Amr b. Âs (radıyallahu anh)’ın oğludur. Babasından daha önce Müslüman olmuş, ilim, takva ve vera‘ ehli bir sahabîdir. Aynı zamanda fevkalade cesaretiyle meşhurdur. Sahabe-i Kiram’ın fakihlerinden dört Abdullah’tan birisidir.

Abdullah b. Amr, Ebû Hureyre’nin (radıyallahu anh) ifadesiyle kendisinden fazla hadis rivayet eden tek sahabîdir. Zira Abdullah b. Amr (radıyallahu anh) hadis-i şerifleri yazmış ve kayıt altına almıştır ancak Ebû Hureyre yazmamıştır. Abdullah b. Amr’ın bugün elimize ulaşmayan ancak kitaplarda kendisine atıf yapılan, 1000 kadar hadisi hâvî “Sahîfetü’s-Sadîka” isimli bir hadis mecmuası vardır. Abdullah b. Amr, hicretten yedi sene önce doğmuş; hicretin 65. senesinde vefat etmiştir.[4]

 

Ebû Musa el-Eşârî (radıyallahu anh)

Mekke’de Müslüman olan ve Habeşistan’a hicret eden sahabîlerden biridir. Hazreti Ömer zamanında Basra valisi, Hazreti Osman zamanında ise Kûfe valiliğinde bulunmuştur. Hicretin 44. senesinde Mekke-i Mükerreme’de vefat etmiştir.

Sesi çok güzel olan Ebû Musa el-Eşârî (radıyallahu anh)’a Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in: “Şüphesiz sana Davud (aleyhisselam)’ın güzel sesinden bir parça verilmiştir.” buyurduğu rivayet edilmektedir.[5]

 

Müslüman Kimdir?

Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in, “Mü’min şu kimsedir; Müslüman bu kimsedir.” şeklindeki hadis-i şerifleriyle kastedilen “Kamil Müslüman”dır. Yoksa bir kimsede sayılan özelliklerin bulunmaması o kimseyi kâfir yapmaz. Bu hadis-i şerifte de, kâmil Müslüman tarif edilmektedir.

“Müslüman, Müslümanların dilinden ve elinden emin oldukları kimsedir.” ifadesi bazı rivayetlerde “Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin oldukları kimsedir.” şeklinde gelmektedir. Dolayısıyla buraya zimmî olan gayrimüslimler de dâhil olmaktadır.

Dilinden emin olmak; küfür, gıybet, lanet, iftira, dedikodu gibi şeylerden emin olmaktır. Elinden emin olmak da; dövülme, öldürülme veya elle herhangi bir şekilde zarara uğramaktan emin olmaktır. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in dili önce zikretmesinde insanlara dil ile verilen zararın daha kolay, daha çabuk ve daha fazla olduğuna işaret vardır. Yine el ile kastedilenin tüm beden olması muhtemeldir. İnsanlar muamelelerinde ellerini fazla kullandıklarından o zikredilmiştir.

Hakkıyla hicret eden, tam manasıyla muhacir olan kimse de Allah’ın yasaklamış olduğu şeylerden kaçan kimsedir.

Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in aynı manayı ifade eden bir sözü, kendisine ‘İslam’da en hayırlı amel nedir?’ diye sorulduğunda cevap olarak ifade ettiği de rivayet edilmektedir ki ikinci hadis-i şerif bu rivayettir.

 

En Hayırlı Amel Nedir?

Üçüncü hadis-i şerifte de Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), kendisine sual soran kişiye İslam’ın en hayırlı amelinin yemek yedirmek ve tanıyıp tanımadığına selam vermek olduğu ifade etmiştir. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in aynı soruyu soran farklı kişilere farklı cevaplar verdiği rivayetler de vardır. Ulema, bu durumu, soran kişinin haline ve o andaki duruma göre cevaplar verdiği şeklinde yorumlamıştır.[6]

 

Müslümanların Selamı

Müslümanların selamlaşması “es-Selâmü Aleyküm – Aleykümü’s-Selâm” veya “Selâmün Aleyküm – Aleyküm Selâm” ifadeleridir. Bu ifadelere “ve-Rahmetullâhi ve Berâkâtüh” ifadeleri de eklenebilir. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’den şöyle bir hadis-i şerif rivayet edilmiştir: “Allah Teâlâ Âdem (aleyhisselam)’ı yarattığı vakit: “Git, şu meleklere selam ver ve selamını nasıl karşılayacaklarını dinle zira bu senin ve zürriyetinin selamı olacak.” buyurdu. Âdem (aleyhisselam) meleklere: ‘Es-Selâmü Aleyküm’ dedi. Melekler de: ‘Es-Selâmü aleyke ve rahmetullah’ karşılığını verdiler. Onun selamına ‘ve-rahmetullah’ı ilave ettiler.”[7]


[1] Buhârî, İmân, 3; Tirmizî, İmân, 12; Ahmed b. Hanbel, 11/66, No: 6515

[2] Buhârî, İmân, 4; Müslim, İmân, 14; Ahmed b. Hanbel, 32/177, No: 19435

[3] Buhârî, İmân, 5; Müslim, İmân, 39; Ebû Dâvud, Edep, 143

[4] Aliyyü’l-Kârî, Mirkâtü’l-Mefâtîh, Dâru’l-Fikr, 2002, 1/71

[5] Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân, 31; Müslim, Salâtü’l-Müsâfirîn, 34

[6] Aliyyü’l-Kârî, a.g.e., 7/2936

[7] Buhârî, Enbiya, 1; Müslim, Cennet, 28

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir