• Genel

    İMAM BUHÂRÎ MEDRESESİ

    Hadis-i Şerif Kitapları ve Sahih-i Buhârî Tarih boyunca Müslümanlar, Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’den rivayet edilen hadis-i şerifleri öğrenmeye ve ezberlemeye ihtimam göstermişler; bu maksadı gerçekleştirmek için Dâru’l-Hadîs adında hadis-i şerif medreseleri kurmuşlardır. Bu medreselerde okutulan kitaplardan İmam Buhârî’nin, sahih hadis-i şerifleri topladığı Câmiu’s-Sahîh isimli eseri, hadis metinleri arasında müstesna bir yere sahiptir. Ümmetin tamamı tarafından en sahih eser olarak kabul edilen Sahih-i Buhârî, Kur’an-ı Kerim gibi, hatimleri yapılan bir kitap haline gelmiştir. Ecdadımız Osmanlı, önemli işlere başlamadan önce Buhârî hatmi yapmayı bir adet haline getirmişti. Öyle ki, Birinci Meclis, Kur’an-ı Kerim ve Buhârî hatmi sonrası yapılan dualarla açılmıştır. Yine Çanakkale Savaşları sırasında da Buhârî hatimleri yapıldığı, kitaplarda mezkûrdur. Günümüzde…

  • Genel

    CAHİLİYENİN KARANLIĞINDA ‘KADIN’ OLMAK

    Bizleri küfrün karanlıklarından kurtarmak için Peygamber gönderip kitabı ve sünneti öğreten Rabbimize sonsuz hamd-ü senalar olsun! Mü’minlere canlarından daha sevgili olan Muhammed Mustafa’ya mahlûkat adedince salat ve selam olsun! Yahudi ve Hristiyanların; Felsefecilerin; Yunan, Çin ve Roma imparatorluklarının kadına bakışı konusuyla başlamış olduğumuz yazı dizisine, ‘Cahiliye Döneminde Kadın Olmak’ bahsiyle devam ediyoruz. Bu bahsi ve ‘Asr-ı Saadet’te Kadın’ bahsini tamamladığımızda, İslam’ın kadın hakları hususundaki devrimini daha iyi anlayabileceğiz. Rabbimiz bu meseleleri rızasına uygun olarak ifade edebilmeyi bizlere nasip eylesin! Âmin! Cahiliye; ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerde Arapların İslâm’dan önceki inanç, tutum ve davranışları manasında kullanılmış bir kelimedir.[1] Dolayısıyla Arapların İslam’dan önceki dönemine ‘Cahiliye devri’ denilmiştir. Cahiliye devri, Arapların cahillik, zorbalık…

  • Genel

    BİR NAMAZDA İKİ NİYET OLUR MU? HEM KAZAYA HEM SÜNNETE NİYET EDEBİLİR MİYİM?

    SORU: Kaza namazları olan bir kişinin sünnet namaz kılarken aynı zamanda kaza namazına da niyet etmesi caiz midir? Mesela öğle namazının ilk sünnetini kılarken aynı zamanda kazaya kalmış bir öğle namazımın kazasına niyet edebilir miyim? CEVAP: Bir namazda iki niyet caiz değildir. Kişi niyetini tayin etmek zorundadır. Tayin edilmeden sadece namaz olarak niyet edilirse kılınan nafile namaz olur.[1] Hem sünnet, hem kaza borcu olarak niyet edilen bir namaz, kaza olarak da sünnet olarak da geçerli olmaz yani sahih bir namaz olmaz. Kaza borcu olan kimseler Hanefi mezhebine göre hem kazalarını hem sünnet namazları kılmalıdırlar. Ancak kişi, “sünnet kılarsam kaza namazlarımı bitirmem mümkün değil” diyorsa o halde sünnet namaz kılmayıp, farzlardan arta kalan vakitlerinin…

  • Genel

    Sünnet İnkarcılarının Tarihi Şahsiyetleri

    Bizleri annelerimizin karnından hiçbir şey bilmediğimiz halde çıkarıp, her şeyi bildiğimizi zannedecek kadar ilim öğreten Mevla Teâlâ’ya sonsuz hamd-ü senalar olsun. Din-i Mübin-i İslam’ı bize tebliğ eden ve teoriden pratiğe döken yani Kur’an-ı Kerim’i nasıl anlamamız gerektiğini bize öğreten Muhammed Mustafa’ya (sallallahu aleyhi ve sellem) sonsuz salat ve selam olsun. Devlet-i Aliye’nin yıkılmasına müteakip bu topraklarda kurulan devletimiz, idarecilerinin ilerlemeyi İslam’ı bırakıp batıya kuyruk olmakta sanmalarından dolayı senelerce milleti dinden, dini milletten ayırmaya çalıştılar. Bu amaca matuf olarak İslam’ın öğretileceği eğitim kurumları kapatıldı, hocalar işsiz, vatansız hatta bazen cansız bırakıldı ve böylece büyük oranda insanların İslam ile bağı kopartıldı. Yeni devletin yaklaşık otuzuncu senelerinde İslami ilimler o kadar gerilemişti ki…

  • Genel

    HADİSLERİN DİNDEKİ YERİ – 1

    Sosyal medyanın ve internet kullanımın yaygınlaşması bize birçok yarar sağladığı gibi maalesef sonu felaket olabilecek tehlikeleri de beraberinde getirmiştir. İnternet; bilgiye ulaşmanın hızlılığını ve kolaylığını sağlamıştır ancak doğrunun yanlıştan ayırt edilmesini de zorlaştırmıştır. İnsanların yalan ve süslü bilgilerle kandırılmalarını kolaylaştırmıştır. Bizimle alakalı kısımdan bir örnek vermek gerekirse, mesela televizyonda İslam hakkında konuşan bir şahsın insanları etkilemesine bakabiliriz. Şayet bu şahıs bu imkânların olmadığı bir zamanda yaşasaydı halk sözlerinden önce yaşantısına bakacak, kimlerden ve nerede ilim tahsil ettiğine göre söylediklerine kıymet verecekti. Beş vakit camide olan ve hangi hocalardan ne zaman okuduğu bilinen bir hoca varken, haftadan haftaya camiye gelen, belki o kadar bile gelmeyen, ilmi nereden tahsil ettiği belli olmayan…