• Günah & Sevap

    BÜYÜK GÜNAHLAR NELERDİR?

    Allah’ın yapılmasını emrettiği ibadetler olduğu gibi yapılmasını haram kıldığı günahlar da vardır. Bazı büyük günahları şu şekilde sıralayabiliriz: 1. Şirk Bir insanın işleyebileceği en büyük suç, Allah’a ortak koşmak yani şirktir. Allah’a ortak koşan bir kimsenin amellerinin zerre önemi yoktur. Kendisi için bir hesaba çekilmek, söz konusu olmayacaktır. Belki kendi aralarında cehennemde bir sınıf farklılığı olabilir ancak Allah’ı kabul etmeyen bir insanın –ne kadar iyi veya faydalı bir insan olursa olsun- cennete gitme ihtimali söz konusu değildir. Şirk Allah’ın varlığını ve birliğini inkâr etmek yani ateistlik şeklinde olabileceği gibi, Allah’ın varlığını kabul etmekle beraber ona ortaklar addetmek suretiyle de olabilir. Mesela Allah’ın varlığını ve birliğini kabul eden bir kimse Allah’ın…

  • İslam

    ŞEHADET KELİMESİNİ SÖYLEMEK

    Şehadet kelimesi: Eşhedü en-lâ İlâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve rasulüh. Manası: Ben şahitlik ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve yine şahitlik ederim ki Muhammed onun kulu ve elçisidir. Müslüman olacak kimsenin bu sözü diliyle söylemesi ve kalbiyle buna iman etmesi şarttır. Bu sözü söyleyip imanın şartlarına da doğru bir şekilde inanan kimseler ne kadar günahkâr da olsalar Müslümandırlar.

  • İslam

    İSLAMIN ŞARTLARI

    Cibril hadisinde, Cebrail’in (aleyhisselam), “İslam nedir?” diye sorması üzerine Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “İslam şehadet kelimesini söylemen, namaz kılman, oruç tutman, gücün yeterse hac yapman ve zekât vermendir.” Her ne kadar İslam’da bu beş emirden daha fazla emir varsa da, temel olarak, asıl olarak bu beş emir kabul edilmiş ve İslam’ın şartları olarak ifade edilmiştir.

  • Dini Bilginin Kaynakları

    Dini Bilginin Kaynakları

    İslam’ın itibar ettiği dört kaynak vardır. Kitap, sünnet, icma ve kıyas. Kitap, Kur’an-ı Kerim yani onun içindeki ayet-i kerimelerdir. Katî ve asıl delildir. Sünnet, Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) konuşmaları ve yaşayışıdır. Bu da İslam’ın ikinci derecede delilidir. Efendimizin din adına söylediği her şey vahiydir. Yani Kur’an-ı Kerim’den başka vahiyler de almıştır. Hadis-i şeriflerin manası Allah’tan gelmiştir ancak ifadeleri Efendimize (sallallahu aleyhi ve sellem) aittir. Hadisler kendi aralarında mütevâtir, sahih, zayıf ve mevzu gibi kısımlara ayrılır. Mütevâtir hadis: Her tabakada yalan üzere toplanması mümkün olmayan kalabalıklardan rivayet edilen hadis-i şeriflerdir. Bunların Efendimizin ağzından çıktığı kesin olduğu için, böyle hadis-i şerifleri kabul etmeyen kişi kâfir olur. Sahih hadis, mütevâtir seviyesine ulaşmasa…

  • Günah & Sevap

    Büyük Günah İşleyenlerin Durumu

    Namaz kılmamak, içki içmek, faiz yemek, sihirle meşgul olmak, iftira etmek, haksız yere insan öldürmek gibi eylemler İslam dinindeki büyük günahlardandır. İslam’da iman ve amel birbirinden ayrı konulardır. Dolayısıyla bir kimse, inanılması zaruri olan meselelere inandıktan sonra büyük günahları işlemesi kişinin imanına zarar vermez. Yani günah işlemekle dinden çıkmaz. Ancak tövbe etmeden ölürse yapmış olduğu günahın cezasını çeker. Ancak şurası unutulmamalıdır ki, son nefeste imanı kaybetme tehlikesi herkes için mevcuttur. Dolayısıyla ömrü günahlar içinde geçen bir kişinin son nefeste Müslüman olarak ölememe tehlikesi, ömrü itaatle geçenden kat be kat fazladır.

  • Sahabe-i Kiram

    Sahabe-i Kiramın Konumu

    Sahabe: Müslüman olduğu halde Hazreti Peygamber’i gören ya da Hazreti Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve sellem) kendisini gördüğü kimsedir. Tabi buradaki görmek ifadesiyle kastedilen görüşmek yani bir mecliste bulunmaktır. Sahabe, İslamiyet’te önemli bir yere sahiptir. İslam’ı kendilerinden sonraki nesillere ulaştıran onlardır. Kur’an-ı Kerim’in ifadeleriyle, en hayırlı[1] ve Allah’ın razı olduğu[2] bir toplulukturlar. İslam’a göre Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve sellem) arkadaşları, Peygamberlerden sonra en hayırlı kimselerdirler. Günahsız değillerdir lakin hepsi doğru Müslümanlardır. Bunların içlerinden de Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali yani ilk dört halife, halifelik sıralarına göre diğer sahabeden üstündürler. Sahabenin bozuk, yalancı insanlar olduğuna inanmak asla İslam inancıyla bağdaşmaz. Zira onlar İslam’ı bize ulaştıran kaynaklardır. Kaynağın pis…

  • Kader & Kaza

    Kadere – Hayrın ve Şerrin Allah’tan Olduğuna İnanmak

    Kader konusu İslamiyet’in zor anlaşılan konularından birisidir. Doğru yerden bakıldığı takdirde anlamak zor değildir. Şöyle ki: Allah (celle celalühü) zaman mefhumunun dışındadır. Zaman dediğimiz itibar, Allah’ın yaratmış olduğu Güneş’in konumuna göre bizim takdir ettiğimiz bir şeydir. Allah’ın ilmi her şeyi kuşatmıştır. Allah için zaman mefhumu olmadığından, Allah’ın bilgisi sanki bir nokta gibidir. Yani milyonlarca yıl önce ile milyonlarca yıl sonranın ilmi sanki bir nokta gibidir. Allah (celle celalühü) geçmişi bildiği gibi geleceği de bilmektedir. Mesela siz yaratılmadan evvel sizin yaratılacağınızı, kaç sene yaşayacağınızı, nerede ve nasıl öleceğinizi ve cennete mi cehenneme mi gideceğinizi biliyordu. Bunun aksini iddia etmek, Allah’a cahillik isnat etmeyi gerektirir. Yani “Allah da kullar gibi olaylar olduktan…

  • Ölüm ve Sonrası

    Ahiret Gününe İnanmak

    Allah (celle celalühü) insanların tamamını öldürecek –ki buna kıyamet diyoruz- belli bir süre sonra tüm insanları hesap için yeniden diriltecektir. Bu dirilme olayına “haşr”, insanların diriltilip toplandığı zamana da “ahiret günü” denilir. Toplanılan yer ise “mahşer meydanı” olacaktır. Öldükten sonra dirilip hesaba çekilmeye inanmak da iman şartlarından birisidir. Dirilip hesaba çekileceğine inanmayan ya da şüphelenen kimsenin Müslüman olması mümkün değildir. Diriltilen insanlardan Müslüman olanlar hesaba çekilecek, Müslüman olmayanlar ise hesaba çekilmeksizin, sonsuza kadar kalmak üzere cehenneme atılacaklardır. Burada Müslüman olarak ifade ettiğimiz kimse, yaşadığı zaman dilimindeki ilâhî dine inanan kimsedir. Mesela İsa (aleyhisselam) zamanında İsa’nın (aleyhisselam) söyledikleri üzere ve dini üzere yaşayanlar da Müslümandırlar. Diğer Peygamberler de böyledir. Ahiret yani…

  • Peygamberler

    Peygamberlere İnanmak

    Peygamberler, Allah’tan farklı şekillerde aldıkları vahiyleri insanlara aktarmakla ve insanlar arasında Allah’ın dinini yaşayıp o dini insanlara öğretmekle vazifelendirilmiş kullardır. Yaratılış itibariyle Peygamberler de insandırlar ancak sıradan insanlardan farklı hususiyetleri bulunmaktadır. Peygamberlerin özelliklerini kısaca şöyle ifade edebiliriz. Peygamberlerin tamamı günahsızdır yani Allah’a isyan etmekten korunmuş kimselerdir. Peygamberlerin hata yaptıkları olmuş lakin bu Allah’a karşı gelmek manasında bir hareket değil, bilmeyerek, yanlış düşünerek yapılan hatalardır. Peygamberlerin günahkâr olması aklen de mümkün değildir. Zira insanları Allah’a davet eden bir sarhoşun ya da zinakârın sözünü kimsenin dinlemeyeceği ortadadır. Aynı şekilde hırsız, yalancı bir kimsenin Peygamber olması da mümkün değildir. İnsanları kandıran birisi pekâlâ Peygamberim diyerek de kandırabilir. Kısacası Peygamberler günahtan masumdurlar, günah işlemezler,…

  • Kitaplar

    Kitaplara İnanmak

    Allah, kullarına kendisini bildirmek ve onları razı olduğu işlere çağırmak için Peygamberler göndermiştir. Bu Peygamberlerden bazılarına da vahiy yoluyla kitaplar vermiştir. Bazı Peygamberlere kitap boyutuna ulaşmayan sayfaların verildiği de olmuştur. Bazı Peygamberlere ise kitap ve hüküm verilmemiştir. Bu Peygamberler, kendilerinden önceki Peygamberlerin şeriatlarını insanlara anlatmak için gönderilmişlerdir. Üst paragrafta geçen şeriat kelimesi, aslında yol manasına gelmektedir. Dini bir terim olarak ise, “Allah’ın belirli insanlar için koymuş olduğu belirli kurallar bütünü” demektir. Peygamberlerden bazıları yeni şeriat yani kurallar getirmiş, bazıları ise kendilerinden önceki Peygamberlerin şeriatlarını yaşatmaya gayret etmişlerdir. Allah, Davud’a (aleyhi’s-selam) Zebur isimli kitabı; Musa’ya (aleyhi’s-selam) Tevrat isimli kitabı; İsa’ya (aleyhi’s-selam) İncil isimli kitabı ve Muhammed’e (sallallahu aleyhi ve sellem) Kur’an-ı…