• Ahlak

    EN HAYIRLI İNSANLAR VE CİHAT

    Sahabe-i kiram, Hazreti Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve sellem) kıymetli arkadaşları ve üzerlerine güneş doğan en hayırlı topluluktur.  Onlar vahyin inişine şahit olmuş, Cebrail’in (aleyhi’s-selam) esintisini hissetmiş güzide insanlardır. Yaşadıkları hayat ile Allah’ı (celle celalühü) o kadar razı etmişlerdir ki, bu rıza kendilerine daha dünyadalarken ayet-i kerime ile bildirilmiştir. Onlar din-i mübin-i İslam’ı bize ulaştıran tertemiz yolun ilk halkasıdırlar. Sahabe-i kiram, Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) ifadesiyle, hidayet rehberleri ve Müminlerin numune-i imtisalleridir. Hidayet bulmamız için her işimizde örnek almamız gereken bu güzide insanları, cihat anlayışı hususunda da taklit etmemiz mühimdir. Bu sebeple onların cihat anlayışlarını, İslam için mücadelelerini ve bu mücadeledeki tavırlarını incelemeye ve razı olunan hayatlardan, razı olunacak olan…

  • Ahlak

    AİLEYE HELAL YEDİRMEK

    Yüce dinimiz İslam, insanların ibadet hayatlarını tanzim ettiği gibi sosyal hayatlarını da tanzim etmiştir. Müslümanların; namaz kılmak ve oruç tutmak gibi kendi şahıslarını ilgilendiren vazifeleri olduğu gibi zekât vermek, faiz ve kul hakkı yememek gibi içtimaı vazifeleri de vardır. Allah’ın (celle celalühü) insanların sosyal hayatlarına dair bir düzenlemesi de “nafaka” müessesesidir. Halk arasında “bakmakla yükümlü olunan kişiler” diye tabir edilen insanların nafakası; bazı sebeplerden dolayı, bazı Müslümanlara vacip olmaktadır. Mevla Teâlâ bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Doğuran kadınlar, emzirmeyi tamamlatmak isteyen (bir baba) için, çocuklarını tam olarak iki sene emzirirler. O (doğura)nların yiyecekleri ve giyecekleri, (israf ve kısıtlama olmaksızın, dînen ve örfen) iyi bilinen bir yolla, doğum kendisi için yapılmış olan…

  • Ahlak

    İNFAK MEDENİYETİNDEN İHTİKÂR HASTALIĞINA

    İslam’ın ilk zamanlarının maddi ve manevi darlığından kurtulmuş; Medine’de devletlerini kurmuş ve birçok savaştan galip olarak ayrılmış oldukları bir zamanda, Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ashabına şöyle seslendi: “Yakında milletler, yemek yiyenlerin (başkalarını) sofralarına davet ettikleri gibi, size karşı (savaşmak için) birbirlerini davet edecekler.” Sohbeti dinleyenlerden bir tanesi: “Ey Allah’ın Rasulü! O gün biz az mı olacağız? (Yani azlığımız sebebiyle mi üzerimize saldırmaya cesaret edecekler?)” diye sordu. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem): “Hayır, aksine siz o gün kalabalık, fakat selin önündeki çerçöp gibi zayıf olacaksınız. Allah (celle celalühü) düşmanlarınızın gönlünden sizden korkma hissini soyup alacak; sizin gönlünüze de vehn atacak.” buyurdu. Bunun üzerine vehn ile kastedilenin ne olduğunu sorduklarında da:…