• GÜNCEL

    Rasulullah’ın Emaneti

    Bizleri küfrün karanlıklarından vahyin aydınlığına çıkaran; cahilliğin rezilliklerinden kurtarıp İslam’ın izzetini bizlere ikram eden ve “İnanan erkeklerle inanan kadınlar; onların da bir kısmı diğer bir kısmın dostlarıdırlar! Onlar iyiliği emretmektedirler, kötülükten nehyetmektedirler, namazı dosdoğru kılmaktadırlar, zekâtı vermektedirler, Allâh’a ve Rasûlüne de itaat etmektedirler. İşte sana! Onlar ki, Allâh kendilerine kesinlikle rahmet edecektir. Şüphesiz ki Allâh Azîz’dir; Hakîm’dir.”[1] buyuran Rabbimize sonsuz hamd-ü senalar olsun! Ömrü boyunca ashabına, ailelerine iyi davranmalarını tavsiye eden ve ölüm döşeğinde etrafındakilere, “Kadınlar hususunda Allah’tan korkun! Çünkü siz onları Allah’tan emanet olarak aldınız!”[2] buyuran sevgili Peygamberimize sonsuz salat ve selam olsun! Başlarken Çağımızda sûreten ve manen Allah Rasulü’ne (sallallahu aleyhi ve sellem) ve onun kıymetli ashabına benzemeye…

  • EMR-İ Bİ'L-MARUF

    SÖĞÜT/BİLECİK EMR-İ Bİ’L-MARUF ZİYARETLERİ

    Âlem-i İslam İlim ve Hizmet Derneği olarak aylık yaptığımız emr-i bi’l-maruf seferlerinin Şubat/2019 durağı, Bilecik ilinin Söğüt ilçesi oldu. Devlet-i Âliye’nin temellerinin atıldığı bu mübarek beldedeki türbeleri ziyaret ettik; insanlarla dini/manevi konularda hasbihal ettik. ŞEYH EDEBÂLİ HAZRETLERİ Seferimizin ilk durağı, Osmanlı Devletinin manevi kurucusu, Osman Gazi’nin hocası ve kayınpederi olan Şeyh Edebâli’nin kabri oldu. Aslen Karamanlı olan Şeyh Edebâli’nin ilk hocası, bir hanefî fakihi olan Necmüddîn ez-Zahidî’dir. Ez-Zahidî’de temel eğitimini alan Şeyh Edebâli daha fazla ilim tahsil etmek için Şam’a gitmiş ve dönemin meşhur alimlerinden dersler almıştır. Şeyh Edebâli, tefsir, hadis ve fıkıh alanında yeterli düzeyde ilim tahsil ettikten sonra Eskişehir civarında bir köye yerleşti. Kendi yaptırdığı tekkede talebe yetiştirmeye…

  • GÜNCEL

    İSMAİLAĞA CEMAATİ NEDİR? NE DEĞİLDİR?

    Bir vefa borcumuz var! Ateş çukurlarının arasında düşe kalka, cehenneme gideceğimiz günü beklerken, ellerini uzatıp bizi kurtaranlara, Rabbimizi ve ne için yaratıldığımızı bize öğretenlere… Bizi köşe başlarından, tribünlerden, kafelerden, barlardan ve daha rezil yerlerden toplayıp, “ümmetin kurtuluşunu düşünen”, “İslam âleminde zulme uğrayan Müslümanların dertleriyle dertlenen”, “Ebu Gureyb’te tecavüz edilen Ayşe’ler için oturup ağlayan” adamlar haline getirenlere vefa borcumuz var! Bugün medya gücüyle, bizi “biz” yapan yerli ve milli hocalara ve bu hocalardan oluşan cemaatimize türlü cephelerden saldırılırken bir kenardan izlemek ahde vefasızlık olurdu. İşte bu yazı, bu vefanın gereğidir. İsmailağa’da bir gece bile geçirmemiş, belki hayatında namaz kılmamış adamların camiaya iftiralarına cevaptır. Ömrünün en kıymetli senelerini rahle başında geçiren bir…

  • Genel

    HİCRİ YENİ YIL DUASI

    YENİ YIL DUASI بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ. اَللّٰهُمَّ أَنْتَ الْأَبَدِىُّ الْقَدِيمُ، اَلْحَىُّ الْكَرِيمُ، اَلْحَنَّانُ الْمَنَّانُ، وَهٰذِهِ سَنَةٌ جَدِيدَةٌ! أَسْأَلُكَ فِيهَا الْعِصْمَةَ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ وَاَوْلِيَائِهِ وَالْعَوْنَ عَلٰى هٰذِهِ النَّفْسِ الْأَمَّارَةِ بِالسُّوءِ وَالْإِشْتِغَالَ بِمَا يُقَرِّبُنِي إِلَيْكَ يَا كَرِيمُ! يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ. وَصَلَّى اللَّهُ وَسَلَّمَ عَلٰى سَيِّدِنَا وَنَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى أٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَأَهْلِ بَيْتِهِ أَجْمَعِينَ   “Her kim muharrem ayının evvelinde üç kere: ‘Bütün hamdler, âlemlerin Rabbi olan Allâh’a aittir! Salât-ü selâm, Efendimiz Muhammed’in ve âl-i ashâbının tamamının üzerine olsun! Ey Allâh! Sen Ebedî’sin, Kadîm’sin (başlangıcın ve sonun yoktur)! Hayy’sın, Kerîm’sin (hakikî hayat sahibi…

  • Teklif & Mükelleflik

    ADAP İLE SÜNNETİN FARKI NEDİR?

    Sünnet ile edebin arasındaki fark şudur: Sünnet Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sürekli devam ettiği; neredeyse hiç terk etmediği fiillerdir. Edepler ise Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in nadiren yaptığı fiillerdir.[1] [1] Alauddin es-Semerkandî, Tuhfetü’l-Fukahâ, Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 2009, 1/14

  • Abdest

    ABDESTİN ADAPLARI NELERDİR?

    Sünnet ile edebin arasındaki fark şudur: Sünnet Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sürekli devam ettiği; neredeyse hiç terk etmediği fiillerdir. Edepler ise Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in nadiren yaptığı fiillerdir.[1] Başı mesh etmenin keyfiyeti; abdest alırken uzuvları ovmak; abdestin her bir fiilinde kelime-i şehadet okumak; abdest alırken bazı duaları okumak gibi fiiller abdestin adaplarındandır. [1] Alauddin es-Semerkandî, Tuhfetü’l-Fukahâ, Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 2009, 1/14

  • Genel

    MİSVAK KULLANMANIN HÜKMÜ NEDİR?

    Mazmaza yaparken misvak kullanmak  abdestin sünnetlerindendir. Misvak ağız temizliğini tamamlayıcıdır. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) misvak hakkında şöyle buyurmuştur: «مَطْيَبَةٌ لِلْفَمِ، مَرْضَاةٌ لِلرَّبِّ»  “Misvak ağzı temizleyicidir; Rabb’in rızasını kazandırıcıdır.”[1] «لَوْلاَ أَنْ أَشُقَّ عَلَى أُمَّتِي أَوْ عَلَى النَّاسِ لَأَمَرْتُهُمْ بِالسِّوَاكِ مَعَ كُلِّ صَلاَةٍ»  “Ümmetime -ya da insanlara- meşakkatli olmasından korkmasaydım onlara her namaz için misvak kullanmalarını emrederdim.”[2] [1] Ahmed b. Hanbel, 42/64, No: 25133 [2] Buhari, Cuma, 7

  • Abdest

    ABDESTİN SÜNNETLERİ NELERDİR?

    Abdestin sünnetlerini üç başlık altında 20 madde olarak zikredebiliriz. Abdestten önce yapılması gereken tek sünnet istincadır. İstinca, kan, meni, idrar ve dışkı gibi necasetlerin çıkmış oldukları yerleri su, taş, balçık veya temizlenmek caiz olan herhangi bir şeyle temizlemektir.   Abdeste başlarken yapılması gereken sünnetler üç tanedir: Niyet, İmam Şafi’ye göre farzdır. Teyemmümde niyet ise icma ile farzdır. Besmele okumak. Şafi mezhebinden besmele okumanın da farz olduğunu söyleyenler de olmuştur. Bir kabın içerisinden abdest alan kimsenin, ellerini kaba daldırmadan önce ellerini bileklerine kadar yıkaması. Zira ellerindeki necaseti suya bulaştırma tehlikesi vardır.   Abdest esnasında yapılması gereken sünnetler on altı tanedir: Mazmaza ki, ağza su vermek demektir. İstinşak ki, burna su vermek…

  • Abdest

    ABDESTTE AYAKLARIN MESH EDİLMESİ CAİZ MİDİR?

    Her ne kadar bazı âlimlerden ayakların mesh edilebileceğine dair rivayetler yapılsa da sahih olan görüş cumhur ulemanın beyanına göre ayakları yıkamanın farz olmasıdır. Zira müteehhir ulema abdestte ayakların yıkanmasının farz olduğu hususunda icma etmiştir. [1] [1] Alauddin es-Semerkandî, Tuhfetü’l-Fukahâ, Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 2009, 1/11

  • Abdest

    BAŞIN MESH EDİLMESİNDEKİ MİKTAR NEDİR?

    Mesh edilecek miktar hususunda ulema ihtilaf etmiştir. Hanefi mezhebinin üç büyük âliminden nakledilen, elin üç parmağı kadar yerin mesh edilmesinin yeterli olacağıdır. İmam Züfer ise, başın dörtte birinin mesh edilmesi gerektiğini savunmuştur. İmam Kerhi ve İmam Tahavi ise alın perçemi manasına gelen nasiye miktarının mesh edilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Bu da herkesin kendi alnı kadar bir miktardır. Maliki ve Hanbelilere göre başın tamamın mesh edilmesi gereklidir. Şafi mezhebine göreyse mesh edilmesi yeterlidir, miktarı yoktur. Meshin, en az elin üç parmağı kadar olması gerektiğini savunan imamlarımızın delili şudur: Mevla Teâlâ başları mesh etmeyi emretmiştir. Mesh aleti ise elin parmaklarıdır. Bir şeyin yarıdan fazlası tamamı sayılacağı için üç parmak elin tamamı makamına…

  • Abdest

    ABDESTTE DİRSEKLERİ YIKAMANIN HÜKMÜ NEDİR?

    Her ne kadar İmam Züfer’e göre dirsekleri yıkamak farz değilse de sahih olan görüşe göre farzdır. Zira el denen organ kol ve pazu olmak üzere iki kısımdan oluşur. Kolu yıkamak farz, pazuyu yıkamak farz değildir. Bu ikisinin arasını ayırmak mümkün olmadığı için ihtiyaten dirsekleri yıkamak farzdır.[1] [1] Alauddin es-Semerkandî, Tuhfetü’l-Fukahâ, Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 2009, 1/9

  • Abdest

    SAKALLI OLAN KİMSENİN ABDESTTE SAKALIN ALTINI YIKAMASI GEREKİR Mİ?

    Sakallı olan kimse için iki durum söz konusudur. Şayet sakalı kısaysa ve bakıldığında dipleri görünüyorsa sakalın dibine suyu ulaştırması farzdır. Ancak yüzü görünmeyecek kadar sakallı olan kimselerin sakalın dibine suyu ulaştırmasına gerek yoktur. Sakalın görünen kısmını yıkamaları yeterlidir. Çeneden aşağı sarkan sakalı yıkamak hiçbir durumda farz değildir. Zira çenenin altı yüz tarifinin dışındadır. [1] [1] Alauddin es-Semerkandî, Tuhfetü’l-Fukahâ, Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 2009, 1/8-9